Herkesin yetişecek bir yerleri vardı. Hayat zaten hep koşarak yaşanıyordu. En güzel filmi hızlandırarak seyretmek gibiydi hayat. Alt yazıları okuyamadan, en güzel sahnelerin tadına varamadan bir diğerine geçiyordu. Ama insanlar alışıyordu hızlı filmin akışına. Şikâyet etseler de ayak uyduruyorlardı. Biri de çıkıp “Durun ey insanlar, sindire sindire yaşayalım şu hayatı” demiyordu. Koştukları yer belli, ölüme koşuyor insanlar, ama neden yavaşlamıyorlar, anlamıyorum.
Kendi kişiliğini örtüp tak ...