Temeli aile olan yakın ilişki sistemlerini oluşturan biz, kadın ve erkekler, toplumca belirlenmiş cinsel rollerimiz, rol kalıplarımız içinde tutsak olup kimlik kaybına uğrarız. Özgün düşünce ve duygu dünyalarımıza yabancılaşan, toplumun belirlediği rol ve yaşam biçimlerini sorgusuzca benimser, sisteme uyum sağlama adına benliğimizden uzaklaşırız. Böylelikle ilişkide oluşan sorunlarımızla ne denli işbirliğinde bulunduğumuzu da gözden kaçırırız.
Bu kitabı yazmaya başlamanın en önemli nedeni, ...