Arada bir fırsat buldukça, başucumdaki kirli camdan görünen boz ve kel yamaçlara bakışlarımı kilitlediğim
oluyor. Ancak o vakitler çevremdeki basınçtan kurtulabiliyor, tek tük görünen bodur ardıçların ve meşe dallarının
güneşle yaptıkları gölge oyunlarına kendimi kaptırıyorum. Bedenimdeki acı bir miktar diniyor, ruhumu sıkan paslı
cendere gevşiyor ve ben unutuyorum, unutuluyorum sanki.
İşte şakağıma aruz üfleyen perilerle o anlarda tanıştım. Gökkuşağından damlayan renkler ...