Mektubu sabahın beşinde bulmuştu kapısında. Zarf, yıllardır her bakkalda satılan o bilindik zarflardandı. Üzerinde gönderenle ilgili bir bilgi yoktu ama yine gideceği kişiyi arayıp bulmuştu işte. Adının yazılı olduğu bir zarfın onu her yerde bulabileceğini biliyordu artık. Korkmuştu, alışmıştı, dahası o mektupları gelmediği zamanlarda bile beklemişti... Kaçtığı yer onu bu kez bir düğün davetiyesiyle bulmuştu, ilişiğinde bir notla birlikte:
"Nereye kaçarsan kaç, ancak bu kadar uzaksın işte. ...