Cüzi şekilde bilinmek isteriz. Susmayı beceremeyişimiz de bundandır belki. Maharetlerimizi hareketle, sesle, resimle vs. göstermek isteyişimiz bundandır. İçimizde bir hazine olduğuna inanırız ve cimrilik, bencillik yapmaktan kaçındığımız bir dem başlar. Olması gereken de budur: İfrat-tefrit dengesine dikkat etmek ve içimizdeki mevcudu israf etmeden paylaşmak. Sadaka-i cariye.
Bendeki bilinme arzusu da yazarak aşikâr oluyor. Kendimi bildim bileli değil, kendimi bilmeden evvelki vakitten beri ...