“Neyimiz varsa verdik: para, hüküm ve kumanda, taç ve taht, ikbal, saadet, şeref, can, hatta namus… nihayet kadın hazır yiyici rolünden de usandı. Atların terkisinden bıktı, arabalara bindirdik. Mutfaktan sıkıldı, salonlara çıkardık. Dış ve iş hayatının fitne fücur dolu kalabalığına karışmak istediler, yanı başımıza aldık. Devlet ve millet idaresine karışmak bizim de hakkımız dediler, hay hay sultan hanım buyurun dedik. Dairelere âmir, hastanelere doktor, mahkemelere hâkim, meclislere aza yaptık ...