O yaşadığı şokların, kışların, acıların yasını tutup mutsuzluğu seçmedi. Kurban olmaktansa, elindekilerle mutlu olmayı, gülmeyi, güldürmeyi seçti. Hayal kırıklıkları, yaralanmaları oldu ama geleceğe taşımadı. Sandıktaki eski resimler gibi sararmaya bıraktı. Belki de kendi tarzıyla yas tuttu; maskelerini takarak, gülümseyerek, severek, dünyayı boyayarak. Tecrübesi, gücü, inancı ve sabrıyla hayatla savaşan bir yönetmendi. Hayatın her darbesinde sarsıldı ama düşmedi. Gururla kalktı. İdeallerine ve ...