Fransa'da geleneksel kanun anlayışı felsefi köklerini Rousseau'nun genel irade öğretisinde bulmaktadır. 1789 Bildirisinde genel iradenin ifadesi olarak tanımlanmış ve ardından gelen anayasalarda da kanun ile genel irade arasındaki bu ilişki devam ettirilmiştir. "Kâdir-i mutlak" bir yetki olarak, uzunca bir süre, ne konu ne de içerik yönünden sınırlamaya tabi tutulmuştur.
Literatüre "kanunun genelliği" olarak yerleşen bu ilke, 1958 Anayasası ile radikal bir değişime tabi tutulmuştur. ...